Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Nitelikli

Tabula Rasa

Bazen eskiden ama çok eskiden yazdığım şeyleri okumaktan korkardım, geri dönmekten korktuğum gibi. Bir zamanlar da yazdıklarımın anlaşılamamasından, insanlar beğenmemesinden ödüm kopuyordu adeta. Sonra çokça şey deneyimledim. Gördüm, anladım ve öğrendim. Fark ettim ki insanların beğenip beğenmemesiyle hiç mi hiç ilgilenmiyorum artık. Tek ilgilendiğim şey ilhamın ne zaman bana doğru geleceği…   Sanırım John Locke gibi düşünüyorum. ‘ Tabula Rasa ’ yani boş levha. Aynı onun da söylediği gibi bu zamana kadar deneyimledim, doğduğumdan bu yana. Ve çokça şey gördüm, öğrendim. Benim kelimelerimin onaya ihtiyacı yok. Olmamalı da. Çünkü ben kendim için yazıyorum, gerçek ben olabilmek için. Yoruma açık olmamakla veya eleştiriyi kaldıramamakla ilgili bir durum değil bu. Sadece olması gereken bir sistem veya stil yok içinde. Olması gerekeni benim belirlediğim bir düzen var veya düzensizlik. İlgilendiğim nokta da bu değil aslında. Sadece tüm bunları fark ettiğim andan itibar...

En Son Yayınlar

Bilinç(altı) Meselesi

Tutmaktan Korkmak

Toprağa Dönüş Serüveni

Var Olamama Sancısı

Kendine İknayı Bekleyen Araf