Bilinç(altı) Meselesi
Uzun bir aradan sonra bugün biraz rüyalar diyeceğim sanırım. Çok önceden görmüş olduğum bir bilinçaltı meselesini Deniz Dülgeroğlu'nun ''rüyalarınızı gördükten sonra kalkıp onları kağıda dökün'' dediğinden beri ertelediğim bir meseleyi anlatacağım bu sefer.
Tahminimce feminist duygularımın epeyce yoğun olduğu bir dönemdi ki her zaman çok yoğunlardır. Tabi Virginia Woolf'un da büyük bir etkisi olduğu aşikar bu durumda. Çünkü ''kendine ait bir odayı'' okuduğumu anımsıyorum tam da o dönemde ve gecesine hemen çekiyorum filmi.
İşte rüyam tam da şu şekilde başlıyor:
Çokça emekçi kadınların yaşadığı bir dünyada balkon konuşması yaparken buluyorum kendimi. Ağaçlarla, bitkilerle donatılmış mavi bir balkon...ve tabi ki orada yine farklı kalan benim her zamanki gibi! O balkonda konuştukça konuşuyorum. Hatta bir ara epey yükselip, kadın kadındır çiçek babandır, meselesine getiriyorum olayı ama oraya nereden gittiğimi bilmiyorum. İşin tuhaf olan kısmıysa bu seferki farkım zihinsel olarak değil tamamen fiziksel. Çünkü konuştuğum kitle ''mavi mi mavi avatar kadınlardan'' oluşuyor.
Konuşmamın sonunda Turan Oflazoğlu'nun Gardiyan adlı kitabından bir alıntı yapıyorum: ''Ey özgürlük kahramanları! Özgür insanlara, durmadan daha özgür, daha özgür, daha özgür olmak yaraşmaz mı?'' diyorum ve sonra ne mi oluyor? Evet alkış tufanı kopuyor ve epeyce yerden yüksekte olan omuzlarda taşınıyorum. Sanki uçarcasına... ve sonra anlıyorum bir kez daha. Kadınları, yine kadınlar bu kadar anlamlı taşıyabiliyor en yukarıda...
Bütün kadınların desteklerini birbirinden esirgemediği ve başarılı olabildiği bir dünya temennisiyle...
Yorumlar
Yorum Gönder